Bindiğin "DALI" Kesme

Wed 22, February 2012 Kategori Köşe Yazıları


Fatih Yılmaz
fatih@elturknews.com
"Bindiğin dalı kesme” diye bir deyimimiz vardır bizim.
Deyimler sözlüğü, "kendisi için gerekli ve yararlı olan şeyi kendi elleri ile yok etmek” olarak açıklamıştır.
Bunu bilerek ya da bilmeyerek çok yapıyoruz maalesef.
4 milyar yılda oluşumunu tamamlamış bir dünyayı 200 bin yılda yok etmek biz insanlar dışında bir canlının yapabileceği bir şey değildir. Tam olarak deyimde anlatıldığı gibi.
20 bin kat daha hızlı hareket etmişiz dünyadan.
"Yok etmekte ne kadar da hızlıyız değil mi?”
UYUYORUZ!
Nelere mi?
• "Günde 5000 kişi kirli içme suyundan ölüyor.” Şu suları kirleten fabrika sahipleri arkadaşları bir gün bu sulardan içmeye davet ediyorum.
• "Kıymetini bilmiyoruz”. Televizyon kanallarında, afişlerde, dergilerde, gazetelerde suyumuzu koruyalım diye anlatılan ve yayınlanan belgeselleri ciddiye alalım çünkü dünyada 1 milyar insanın temiz içme suyu yok.
• "Farkında değiliz” Dünyada yapılan tahıl ticaretinin %50 den fazlası hayvani yem ve yakıt olarak kullanılıyor. Bu her yıl 13 milyon hektar alanın yok olmasına neden oluyor.” Ama biz yukarıdan bakamadığımız için yemyeşil dünyamızın nasıl sarardığını farkında bile değiliz.
• "Benciliz” bilinçsizce yapılan balıkçılık 2050 de içinden çıkılamaz hal alacak. 2050 ‘de okyanuslarımız balıksız kalacak. Bu hızla gidersek balık yerine "Cin Ali” kitaplarında oltayla bot çektiğimiz günler yakındır.
• "Bilinçsiziz” Sıcaklık son 15 yılın en üst seviyesinde. Nedeni ise yükselen karbondioksit oranı. Karbondioksitin nedeni de ucuz fosil yakıtları. Karbondioksit bizim felaketimizin anahtarıdır.
• " Ah yandı güzelim orman!” bu cümleyi oturduğumuz koltuğumuzda haberlerde elimizde çerezimizle kuruyoruz. Ne yazık değil mi? Ama gerçek! Saniyeler içinde yılları alan oluşumun yok oluşunu izliyoruz. 4 milyar yıl süren dünyadaki ormanların ağaçların oluşumunu saniyeler içinde nasıl da yok ettiğimizi seyrediyoruz ve sadece iki kelime tüketiyoruz.
• "Yüzen evler inşa etmek gerekecek” Kutuplardaki buzullar hızla eriyor. Artık buzullar %40 daha ince ve hızla eriyor. Bir inşaat mühendisi olarak yeni çalışma ve üretim sahalarının oluşması beni mutlu eder ancak bu dünyamızı etkileyecekse köyümde derme çatma evimde oturmaya razıyım.
• "Isınıyoruz daha da Isınacağız ” bizi ısıtan şey Sera gazları; karbondioksitten 20 kat daha güçlü gazlardır. Bu gazlar (metan gazı) Sibirya bölgesinde donmuş toprak ve buzulların altında oldukça yüksek miktarda bulunmaktadır. Şimdi sevinelim metansız kalmayacağız enerjimiz olacak diye. Ama uzun sürmesin sevincimiz, sürmeyecekte. Çünkü durum hiçte öyle değil, ısınan dünyamızda çözünen toprak ve buzulların altından çıkacak olan bu gaz, güneşten gelen radyoaktif dalgaların uzaya gitmesini engellediği gibi dünyamızda kalıp daha da çok ısınmasına neden olacak.
Bu radyo aktif dalgalar !!! "Evet, KANSER olacağız.”
Sadece o mu? Hayır değil!
Özellikle kutup bölgelerinde ozon tabakasının delinmesine neden olacak, buda evimizin çatısının uçması anlamına geliyor.
Peki, evimizin çatısı uçarsa ne olur; güneş, yağmur, kar, fırtına evimizin içinde bizimle beraber yan yana olur. İşte dostlarım bu küresel ısınma ve iklim değişiklikleri diye sık sık duyduğumuz kasırgalar, seller, depremler meydana gelir. Ayrıca bu durumdan ekolojik sistemimizde bozulacağından önce bitki örtüleri, buna bağlı olarak değişen ve yok olan hayvan yapıları son olarak ta biz insanlar kendi kendini yok etmeyi başaran bir canlı olarak en büyük yıkımımızı gerçekleştirmiş olacağız.
UYANMALIYIZ!
Nelere ve neden mi?
Evet uyanmalıyız. Eğer bu uykudan uyanamaz isek geri dönüşü olmayan bir yola, yok oluşa girmemize az kaldı. Bazı bilim adamlarınca bu süre 10 yıl olarak belirlense de karamsar olmamak adına "Uyanalım!” demek ile yetiniyorum. Gelecek ile yüzleşmeli, dünyayı bu hale bizim soktuğumuz gerçeğini kabul etmeli, değiştirmek için kalan bu az zamanı en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.
Nasıl mı?
• Karbonu havaya değil toprağa veren santraller kurmalıyız.
• Isı enerjimizi yerden jeotermal enerji ile elde etmeliyiz, fosil yakıtlarını bırakmalıyız.
• Su da yer alan dalga enerjisini elektrik enerjisin çeviren ünitelerin oluşturulması, rüzgar çiftliklerinin kurulumu, güneş panelleri kurarak güneşi ekip biçmeli kısacası doğayı doğallığı ile üretime katmalıyız.
• Sorumluluk sahibi bireyler olmalıyız. Her ne kadar popüler kültür beraberinde sorumsuz ve tüketici bireyler yetiştirse de bizler tüketim yaparken çok düşünüp, az tüketmeliyiz. Çünkü her israf dünyadan kopartılan parça gibidir. "dünyamız birçok küçük parçanın koparılması ile yok olmaktadır, olacaktır.”
• Oksijenin %70’i okyanuslardaki alglerden karşılanmaktadır. Sadece bu nedenle bile denizlerimizi koruma altına almalıyız.
Özetle, araştırmaya, üretmeye, geliştirmeye önem vermeliyiz Yaratıcının bize verdiklerine şükredip onu yok etmek yerine, yeniden doğuşunda yardımcı olmalıyız
Artık bir arada olma vaktidir. Ve artık gelecek neyin gittiği değil neyin kaldığına dikkat etmemiz gereken bir gelecektir.
Sizlere maalesef iyi uykular diyemiyorum çünkü artık
UYANMA VAKTİ!
Son Guncelleme: -/-
  • Ziyaret: 2449
  • (Suanki Oy 0.4/5 Yildiz) Toplam Oy: 110
  • 7 7


Yazarın Diğer Yazıları